Bugün “Stres Yönetimi” eğitimi için Sait Halim Paşa Yalısı’ndaydım. Eğitimden bana kalanlara az sonra geleceğim ama önce yalıdan bana kalanları yazmam lazım.

Yalının kapısından girer girmez farklı bir hava sarıyor. Merdivenlerinden yukarı çıkarken kendinizi önemli biri gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Bir ortam bu kadar mı motive eder insanı.

Sait Halim Paşa Yalısı'ndan manzara Pencereden Boğaz manzarasını izlemek bir ömür yapılabilecek bir eylem. İnsan bunun gibi bir yalıda oturabilenlerin ne kadar şanslı olduğunu düşünmeden edemiyor. Eğitimde, en çok sahip olmak istediğin şeyin bile en fazla 9 ay mutlu edebildiğini, öğreniyorum; ama ben bu yalıya sahip olsam bir ömür mutlu olurum sanki.

Pencereden dışarı uzatıyorum başımı, bir nefes alıyorum deniz havasından, hiç içeri almak istemiyorum kendimi. Orada bütün gün otursam ve derin mavi bir huzur kaplasa içimi…

Eğitimden bana kalanların yanı sıra; bu eğitimi, bu muhteşem ortamda aldığım için daha bir mutlu oluyorum. Acar & Zuhal Baltaş çiftinden aldığım eğitime gelebilirsem en sonunda, şunları yazıyorum aklımın bir kenarına:

– Hiçbir yanlış kendi kendine düzelmez! (Kişilerin onurlarını zedelemeden yanlışları düzeltmek gerekir.)
– Kişileri zorlamadan yüksek performans elde edilemez. (Kişiler zorbalık etmeden zorlamalıdır.)

– Hayatta, istesek de yapaMAyacağımız birçok şey vardır. Bir işte başarılı olabilmemiz için, yetkinlik ve özelliklerimizin o işle örtüşmesi gerekir.

– Hırs: Dış şartlar zorlamasa da daha iyisini yapmak için kendiliğinden istek duymak.

– Enerjinizi nereye koyarsanız hayat orada gelişir.

– Özsaygı: Ben kendimi nasıl görüyorum? Özgüven: Başkaları beni nasıl görüyor?
– Özgüveni tavan, özsaygısı taban çocuklar yetiştiriyoruz!

– Bir çocuğa başarılı olmasının yanısıra şunlar öğretilmelidir;
1. İyilik yapmanın güzel olduğu ve haz verdiği
2. Değerli şeylere sahip olduğu ve elindekilerin kıymetini bilmesi
3. İnsanlara kendini iyi hissettirmesi (dinle, samimi ilgi göster, iyi özellikleri belirt vb.)
4. Arkadaşlık kurması (hoşgörü ve ortak geçmiş oluşturmak)

Ayrıca “başarısızlıklar da kutsanmalıdır.” Çünkü sadece başarıya endeksli çocuklar, başarısızlıkları üzerine konuşulup, ‘normalleştirilmediğinde’ kendilerini başarılı göstermek için yalan söyler ve hile yaparlar.

– Sorduğumuz sorular odağımızı belirler. Odağımız gerçeğimizi oluşturur. Odak, olumsuza değil olumluya yöneltilmelidir.
– Şu anda iyi olan ne?

– Duygularımıza yönelik mesajlar kararlarımızı etkiler.

– Stres: Bir olay karşısında bu olayı tehdit olarak algılamamız durumunda ortaya çıkan tepkiler. Bir sonuç değil, bir süreç.

– Stres ile başa çıkabilmek için, uyaranlar karşısında enerjiyi kontrol etmek ve bu enerjiyi boşa harcamamak gerekir. Enerji, çözülebilecek problemlere yöneltilmelidir.

– KÜF: Kuruntu Üretme Fabrikası
Böyle çalışan bir zihin stresle baş edemez, kendini tüketir.

– Daha farklı bir sonuç için, daha farklı ne yapabilirim?

– Stres = zorlanma + uyum
Zorlanma = tehdit/tehlike
Uyum = fırsat
Zorlanma sonucunda uyum sağlanabildiğinde stres, kişinin hayatında yol almasına yardımcı olabilir.

– Beethoven Faktörü:
. Zorluklara inançla göğüs germek
. Duyguları akışına bırakmak
. İnançlı ve sakin olmak
. Umudu ve neşeyi yitirmemek
. Akıllıca acı çekmek