8 Eylül 2004 Anısına (4)

8 Eyl 2008 Kategori: Karalamalar

Canım aşkım, biricik eşim!

Elin elime değdiğinden beri tam 4 yıl geçti. Dördüncü 8 Eylül’ü, karı-koca olarak karşılıyoruz (:

Seninle birlikteliğimizin ilk zamanlarında bile emindim; “bu adam, benim eşim olabilir” demiştim. Zamanla daha da inandım buna ve çok istedim. Ve sonunda seni de inandırdım sanırım (: 23 Ağustos’tan beri yani daha henüz 16 gündür evliyiz. Hala “biz gerçekten evlendik mi” diye soruyorum kendime, hatta zaman zaman sana da. Bir rüyanın gerçek olması gibi bu…

Umarım önümüzde aynı tebessüm, aynı keyif, aynı mutlulukla kutlanacak sayısız 8 Eylüller vardır.

Seni tanıdığım, seni sevdiğim, sana inandığım, eşim olduğun, eşin olduğum için çoook mutluyum. Seninle sonsuz, mutlu günler yaşamak istiyorum.

İyi geldin, iyi ki varsın canım aşkım!
Hep var ol, hep yanımda ol, hep sev beni!

Seni çoook seviyorum!!!

İzmit Pasha Palas Hotel’den Uzak Durun!

25 Ağu 2008 Kategori: Karalamalar

Bu yazıyı lütfen özellikle İzmitli tanıdıklarınızla ve yolu İzmit’e düşme ihtimali olanlarla paylaşın.

İzmit Pasha Palas Hotel’den uzak durun çünkü müşteri memnuniyeti nedir bilinmiyor, kurumsal bir yer olabilmekten çok uzak, amatörce yönetiliyor ve aldığı 4 yıldızın hakkını vermiyor.

Neden böyle diyorum, çünkü bana yaşattıkları gerçekten “şaka gibi”. Yorulmaz da okursanız tüm olanları aşağıda bulabilirsiniz.

Haziran ayında İzmit’te kutlama yapabileceğimiz bir mekan aramaya başladım. Bu bir evlilik kutlaması olacaktı ve niyetimiz bir kokteyl vermekti. Gelen mekan önerilerinden biri de İzmit’in yeni açılmış otellerinden Pasha Palas’tı. Mekanı araştırdığımda bir tanıdığımızın da orada çalıştığını öğrendim. Hiç bilmediğimiz bir yeri tercih etmektense, madem tanıdıklar da var, gidip Pasha Palas’la görüşelim dedik.

Pasha Palas’a ilk gittiğimizde bizi o dönemde otelde bu işlerden yetkili olan Sertaç Türker karşıladı. Sertaç Bey’e ne istediğimizi anlattık ve bize ne sunabileceğini öğrendik . Bizim istediğimiz 200 kişilik menüsü zengin olan alkolsüz bir kokteyldi. Sertaç Bey bize ayrıca pasta ve canlı müzik sunabilecekleri, bunların da ücrete dahil olacağını söyledi. Otel restoranının bahçe kısmında 150 kişilik bistro kokteyl masaları, üst tarafta 50 kişilik oturma düzeni masalar, masa süslemesi, pasta, gitar-keman-flüt trio canlı müzik hepsi dahil kişi başı 10 ytl.’ye anlaştık. Bize ilk sundukları fiyat 13 ytl’idi. Kokteylimizin alkolsüz olması ve pazarlık sonucu bu fiyatta uzlaşmıştık.

Sertaç Bey’e kaparo bırakmayı ve sözleşme yapmayı teklif ettik, ancak kendisi “ne demek siz tanıdıksınız, hiç gerek yok, her şeyi hallederiz” şeklinde yaklaştı. Biz hatayı maalesef burada yaptık, “babana bile güvenmeyeceksin” sözünü unutmuştuk. Bizim için ne de olsa söz akitti.

Biz kutlama mekanımızı ayarlamış olmanın rahatlığıyla diğer işlerimize daldık. Kokteylimiz 22 Ağustos’ta olacaktı. Ağustos’un 9’unda otele gidip, her şey yolunda mı diye görüşmek istedim. Sertaç Bey’i sorduğumda kendisinin işten ayrıldığını ve yerine Sezen Hanım’ın baktığını öğrendim. Sezen Hanım’la görüşmek istedim. İşte o dakikadan sonra her şey sarpa sarmaya başladı.

Sezen Hanım’a, “22 Ağustos’ta burada bir kokteyllimiz olacaktı, onunla ilgili görüşmek için gelmiştim” dedim. Önce böyle bir kokteylden haberi olmadığını söyledi, ardından ajandasına baktı orada da yazmıyordu, daha sonra Sertaç Bey’in ajandasından kokteylimizle ilgili notları buldu. Ben ne koşullarda anlaştığımızı anlattıkça bu şartların pek mümkün olmadığını ifade etmeye başladı. Daha sonra beni sizi yetkiliyle görüştüreyim diyerek, otelin sahibi İdris Saral’ın yanına götürdü.

Ben yine Sertaç Bey’le ne görüşüp anlaştıysak anlatmaya başladım. Ancak karşımdaki kişi otel yönetiminden, müşteri memnuniyetinden, kurumsallıktan bihaber yaşamaktaydı. Ben ne desem bu fiyata bunlar olmaz diyor, orta yolu bulmak bir yana, bana burayı kiraladığını ispatla, Sertaç kim, Sertaç öldü, Sertaç’ın ne dediği beni bağlamaz, senin elinde sözleşme var mı gibi cümleler kuruyordu. Oteli o gün boşmuş, istiyorsam tutabilirmişim… Bana bunları söylerken cinnet geçirmemek için kendimi zor tutuyordum. Tüm davetiyelerimiz dağıtılmamış ve bu kadar az zaman kalmamış olsa zaten orada değil kokteyl vermeyi bir bardak su bile içmeyi düşünmezdim. Karşımdakine bir türlü laf anlatamadığımı görünce mekandan ayrıldım.

Daha sonra ailem araya girdi ve anlaşma yapmaya gittiler. Mecburiyet dolayısıyla otelin şartlarını kabul etmek zorunda kaldık. Kokteyl masası olmayan, pasta ve müziğin olmadığı bir kokteyle kişi başı 13 ytl ödedik. Kokteyl boyunca servis için garsonları uyarmamız gerekti. Gecenin sonunda mekanda 240 kişi olduğu iddia edildi, 220 kişi de anlaşıldı ama gelenleri nasıl saydıkları benim için hala merak konusu.

Asıl şikayetim istenen ücret ya da ödenen para dolayısıyla değil, sanırım yazdıklarımdan da anlamışsınızdır ki tavır, yaklaşım, davranışla ilgili. Kokteyl sabahı dahi beni arayıp kokteyl masaları için artı 750 ytl. istediklerini söylediler. 4 yıldızlı bir otele gidiyorsunuz, mekanlarında kokteyl verip vermediklerini soruyorsunuz, size bunun mümkün olduğunu söylüyorlar, bir fiyat veriyorlar. Ardından da kokteyl masaları olmadığını, bunun ekstra ücrete tabi olduğunu ifade ediyorlar.

Sizin karşınıza yetkili diye çıkardıkları kişinin verdiği tüm sözler için, o kişi işten çıktıktan (ya da çıkarıldıktan) sonra bizi bağlamaz diyorlar. Siz bir kurumsunuz, o kişi burada olmasa bile bu kurum adına verdiği sözler var diyorsunuz. Ben öyle birini tanımıyorum, ispatla diyorlar. Mecburiyeten kokteylimizi biz orada, hiç içimize sinmeyerek yapmak zorunda kaldık. Ama yolu oraya düşecekleri uyarmak istedim. Orada bir organizasyon planlıyorsanız bir kez daha düşünün derim.

İşte Ben :)

nam-ı diğer allyays
Yaşımın kaç olduğunun bir önemi yok, içimdeki çocuk dört nala at koşturuyor, hatta bazen ben ona yetişmekte zorlanıyorum.. İş derseniz öyle birkaç kelimeyle anlatamam ama Engin Medya'da çalışıyorum. Okula gelince, tezimi yazmayı başarır başarmaz yüksek lisans bitecek ve muhtemelen daha sonra da doktoraya başvurup ardından pişman olacağım.(:


Keyifli Anlardan Keyifli Kareler

:)