Paylaşmak istediğim ne varsa…
Hep erteliyorum yazmayı, o bitsin, bu bitsin, şunu da yapayım derken yazacaklarım biriktikçe birikiyor. Bir süre sonra ne yazacağımı bile unutuyorum. Bu ara tezim için çalışıyorum, bütün önceliğim o, bu sebeple yine sürekli öteliyorum blogumla ilgilenmeyi. Ama Anthony Giddens’ın Sosyoloji kitabının 800′lü sayfalarına geldiğimde artık daraldığı fark ettim (: Bu arada kitabın bir günahı yok, [...]
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...