Paylaşmak istediğim ne varsa…
1997 Eylül sonu… İzmit-İstanbul gidiş-gelişlerinin ilk gelişi… İstanbul’daki ilk gecem… Vakit olmuş gece yarısı Saydım bitti gökyüzündeki yıldızları Fayda etmiyor saatin tiktakları Kapanmıyor bir türlü göz kapakları Sönmüşken evlerin ışıkları Işıl ışıl parlıyor sokak lambaları Eşlik ediyor yüreğim lambalara Yakıyoruz akşamları… İşte o gece dökülmüş bu satırlar kalemimden. 10 yıldan daha çok zaman geçti üzerinden. [...]
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...