Paylaşmak istediğim ne varsa…
Yılmaz Özdil’in aşağıdaki yazısını çok çok doğru bulduğum için blog sayfamdan da paylaşmak istedim. Al sana açılım 27 senedir gazetecilik yapıyorum… Ve, çalışma hayatımın en enteresan “sansür” olaylarından biri geldi başıma… “Açılım”ı destekleyen arkadaşların, iyi okumasını öneririm. * Tatilden döndüm… “Kürtçe” başlıklı bir yazı yazdım. Bugün çıkacaktı. * Şöyle başlıyordu: “Kimimiz Türk, kimimiz Kürt, kimimiz [...]
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...