Paylaşmak istediğim ne varsa…
Akşam çıktım işten, her zamanki gibi Osmanbey metronun yolunu tuttum, yorulmuşum, sıkılmışım, bir bıkkınlık üzerimde, durağa vardım, metro gelse de bir an önce binip gitsem diyorum. Arka taraftan birilerinin konuşmaları geliyor, algıda seçicilik olsa gerek konu futbol olunca dikkatimi çekiyor, ama kısa sürede başka şeyler geçmeye başlıyor aklımdan, o sırada metro geliyor. Akşam saati yine tıklım tıklım dolu, beklemenin faydası yok, sonraki de böyle olacak, atıyorum kendimi içeri.
Nefes almak bile zor bu kalabalıkta, Mecidiyeköy’de biraz boşalsa bari diyorum ama nafile. Sonra yine futbol sohbeti çalınıyor kulağıma, konu Beşiktaş’a gelince, kim bu konuşanlar diye merak ediyor ve arkamı dönüyorum. İşte o an Erman Toroğlu ile göz göze geliyoruz.
Şaşırıyorum ve şaşkınlığımı sesli olarak da dile getiriyorum, Erman Hoca ile tanışıyoruz. “Benimle röportaj yapar mısınız?” diyorum sonra fark ediyorum saçmaladığımı, doğru cümle “Sizinle röportaj yapabilir miyim?” olmalı (: Kısaca tanıttım kendimi, futbol merakımdan, Berezilya’dan, spor muhabirliğimden, blogumdan bahsettim. Erman Hoca “Olabilir, neden olmasın” deyince muhtemelen suratımdaki gülümseme biraz daha arttı ve kendisine kartımı verdim. İşten güçten, Devler Ligi’nden konuşarak 4. Levent’e vardık.
“Karşılaştığımıza çok memnun oldum, umarım yine görüşürüz” diyorum, Erman Hoca “Fırsatım olursa arayacağım” diyor, seviniyorum. Şimdi ise birçok soru dolanıyor beynimde röportajda sormak için. Aşkım ise dalga geçiyor benimle ne hayalperestsin diye. Ama neden olmasın?
Erman Hoca arar mı aramaz mı, röportaj yapabilir miyim bilmem ama yorucu bir iş gününün akşamında hoş bir tesadüf oldu benim için.
Dün akşam bir film galasına katıldık. 30 Ekim’de vizyona girecek olan korku-gerilim türündeki, Safranbolu’da bir konakta 6 gencin başından geçen olayları konu alan Konak‘ın galasına…
Konak’ın davetiyesinde “7 Genç, 7 Günah, 7 Ceza” yazıyordu. Bunu görür görmez, doğal olarak benim de aklıma Seven geldi. Hıristiyanlığının 7 ölümcül günahını işleyen kişileri öldüren bir seri katil ve onun peşindeki 2 dedektifi (Brad Pitt ve Morgan Freeman) konu alan filmi 3-5 kez izlemişimdir heralde. Konak, Seven’a ne kadar benzer acaba diye geçirmiştim aklımdan…
Konak’ta korku filmi klişelerinin birçoğunu izledik. Bilmedikleri bir yöreye giden bir grup genç, başlarına ard arda gelen aksilikler, bir eve sıkışıp kalmaları… Ayrıca biraz Seven, biraz Testere (Saw), biraz Lanetli Tepe (House on Haunted Hill) ve muhtemelen benim şu an hatırlayamadığım birkaç korku filminden daha çağrışımlar vardı. Ama gerilim yarattı mı yarattı, merak uyandırdı mı uyandırdı, basit bir kurgusu olsa da görevini yerine getirdi aslında.
Korku filmlerini hep ‘aptalca’ bulmuşumdur, korkuseverler alınmasın, korku filmlerini aşağılamak falan değil amacım, demek istediğim çok fazla mantık aramamak gerektiği, korktum mu korktum diye bakmak gerekir olaya. Konak korkutmaktan çok gerdi aslında. Bir sonraki ceza ne, kimin başına ne gelecek, bitsin şu olaylar sinsilesi de rahatlayayım gibi bir his uyandırdı benim üzerimde.
Bu arada 7 genç tamam da 7′nci günah ve 7′nci cezayı çözebilmiş değilim hala ama çok takılmamak lazım heralde (:
Konak
Yapımcı: Gonca Akay
Yönetmen: Cem Akyoldaş
Senaryo: Mehmet Akif Turgut, Funda Çetin
Oyuncular: Ogün Kaptanoğlu, Sevil Uyar, Paşhan Yılmazel, Almeda Amazi, Kerem Fırtına, Damla Debre, Öykü Akay, Melahat Abbasova, Gökhan Çelebi
www.konakfilmi.com
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...