23 Ekim 2011 Pazar, saat 13.41, Van’da deprem: 7.2

Her deprem haberi beni ’99 İzmit depremine götürür ve hem deprem olan şehre üzülürüm hem de bir kez daha memleketime. Ateş her zaman düştüğü yeri yakar…

Biliyorum ki Van şu an beşik gibi sallanmaya devam ediyor, geçen her dakika enkaz altındakiler için umutlar azalıyor, binlerce göz umutsuzlukla bakıyor boşluğa, yitip giden yaşamlar, yitip giden bir şehir, anlamsızlık, çaresizlik…

Van için Vanlılar için çok zor günler bunlar, yaralar sarılacak zamanla ve geçecek elbet ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacak muhtemelen. Ne desek boş…

Tüm bu acının yanısıra beni dehşete düşüren bir şey var ki tüm Doğu’yu, tüm kürtleri, tüm Vanlıları PKK sananların tepkileri. Depremi “ilahi adalet” olarak nitelendirenleri tarif edecek kelime bile bulamıyorum. Söz meclisten hem içeri hem dışarı: Nasıl psikolojilere sahibiz biz? Nasıl bir düşünce, algılama ve yorumlama dünyamız var? Nasıl insanlıktan bu kadar uzaklaşmayı başardık?

PKK’nın ve tüm destekleyicilerinin “nefret dolu” düşmanıyım; ama bu hiçbir zaman, her kökeni kürt olan kişiye, her Doğu illerinde yaşayan kişiye potansiyel düşman olarak bakmama neden olmadı. Ve ne kadar safmışım ki herkesin benim gibi düşündüğüne inanırdım. Şimdi özellikle sosyal medyada uçuşan yorumları okudukça dehşete düşüyorum. Van’ın masum insanlarına üzülmeyenlere insan gözüyle bakabilmek imkansız. Neyse ki hala vicdan sahibi insanların yardım çabaları, bu insan müsvettelerinin varlığını önemsiz yapacak kadar çok.

Van’a yardım etmek isteyenlere klavuz olacak bir site: yalnizdegilsinvan.wordpress.com