Akşam çıktım işten, her zamanki gibi Osmanbey metronun yolunu tuttum, yorulmuşum, sıkılmışım, bir bıkkınlık üzerimde, durağa vardım, metro gelse de bir an önce binip gitsem diyorum. Arka taraftan birilerinin konuşmaları geliyor, algıda seçicilik olsa gerek konu futbol olunca dikkatimi çekiyor, ama kısa sürede başka şeyler geçmeye başlıyor aklımdan, o sırada metro geliyor. Akşam saati yine tıklım tıklım dolu, beklemenin faydası yok, sonraki de böyle olacak, atıyorum kendimi içeri.

Nefes almak bile zor bu kalabalıkta, Mecidiyeköy’de biraz boşalsa bari diyorum ama nafile. Sonra yine futbol sohbeti çalınıyor kulağıma, konu Beşiktaş’a gelince, kim bu konuşanlar diye merak ediyor ve arkamı dönüyorum. İşte o an Erman Toroğlu ile göz göze geliyoruz.

Şaşırıyorum ve şaşkınlığımı sesli olarak da dile getiriyorum, Erman Hoca ile tanışıyoruz. “Benimle röportaj yapar mısınız?” diyorum sonra fark ediyorum saçmaladığımı, doğru cümle “Sizinle röportaj yapabilir miyim?” olmalı (: Kısaca tanıttım kendimi, futbol merakımdan, Berezilya’dan, spor muhabirliğimden, blogumdan bahsettim. Erman Hoca “Olabilir, neden olmasın” deyince muhtemelen suratımdaki gülümseme biraz daha arttı ve kendisine kartımı verdim. İşten güçten, Devler Ligi’nden konuşarak 4. Levent’e vardık.

“Karşılaştığımıza çok memnun oldum, umarım yine görüşürüz” diyorum, Erman Hoca “Fırsatım olursa arayacağım” diyor, seviniyorum. Şimdi ise birçok soru dolanıyor beynimde röportajda sormak için. Aşkım ise dalga geçiyor benimle ne hayalperestsin diye. Ama neden olmasın?

Erman Hoca arar mı aramaz mı, röportaj yapabilir miyim bilmem ama yorucu bir iş gününün akşamında hoş bir tesadüf oldu benim için.