Paylaşmak istediğim ne varsa…
Henüz mart ayıydı sanırım, Pegasus’un yaz dönemi uçak biletlerindeki promosyon kampanyası aklımızı çeldi ve İzmir’e gidiş-dönüş uçak biletleri aldık. 6 Haziran Cumartesi sabahı gidip, 8 Haziran Pazartesi akşamı dönecektik. Ne yapacağımıza dair hiçbir fikrimiz yoktu; ama ben İzmir’i seviyordum ya, yeterdi.
Haziran ayı yaklaşınca biz de plan yapmaya başladık, İzmir merkez mi, Çeşme mi, Foça mı derken; Çeşme’de karar kıldık. Önümüzde iki temel soru vardı:
1 . Çeşme’de nerede kalacağız?
2. Havaalanından Çeşme’ye nasıl gideceğiz?
Kimi Çiflik’i öneriyordu güzel denizi var diye, kimi Ilıca’yı suyu biraz daha sıcak diye, Alaçatı’nın önerilmesine gerek bile yoktu. Bir taraftan mevki seçmeye çalışırken, diğer taraftan pansiyon ve otelleri araştırıyor, ona göre de karar vermeye çalışıyorduk. Sonunda tur şirketinde çalışan bir arkdaşımın da yönlendirmesiyle Alaçatı’da, Süzer Sun Dreams Otel’de yerlerimizi ayırttık.
Cumartesi sabahı Sabiha Gökçen’e doğru yola koluyduk, yol uzun olduğu için (Beylikdüzü’nden Pendik’e) kendi aracımızla gitmeyi seçtik. Sabiha Gökçen’de Pegasus’un yolcuları için kısa süreli otoparkı (72 saat) ücretsiz. Şanslıydık ki son kalan yere aracımızı park edebildik. Hep öyle mi bilemiyorum ama otopark çok yoğundu, yani çok güvenmemek lazım. Alternatif olarak ücretli otopark da bulunuyor tabii ki. Yalnız bu arada otoparktaki Pegasus görevlisinin işini ne kadar iyi yaptığını belirtmeden geçemeyeceğim. Tüm yerler dolu olduğu halde, arabamız küçük olduğu için belki sığabileceğimiz bir yer olduğunu ve oraya bakıp, yardımcı olacağını söyledi ve oldu da. Bahşiş vermek istediğimizde ise almadı. Güleryüzlü ve yardımcıydı. İşinin hakkını vererek yapan insanları görmek insanı mutlu ediyor.
Atatürk Havaalanı’nın karmaşasından çok uzak Sabiha Gökçen, sakin ve rahat. Check in’lerimizi zaten online yaptırmıştık, uçağa biniş için 1 saat kadar bekledik, küçük bir havaalanı olduğu için yapacak pek bir şey yoktu. Uçuştan yarım saat kadar önce uçağa yolcular alınmaya başlandı. Hemen hemen tam vaktinde havadaydık. Yaklaşık 40-45 dakikalık bir uçuştan sonra da İzmir Adnan Menderes Havaalanı’na vardık. İşte asıl macera şimdi başlıyordu.
Yaptığımız araştırmalara göre havaalanından Üçkuyular’a giden otobüslere binecektik. Havaş da vardı ama merkeze gittiği için Çeşme’ye giderken kullanmak çok mantıklı değildi. Biraz arandıktan sonra belediye otobüslerinin durağını bulduk. Her 20 dakikada bir otobüs var sanıyorduk; ama ne yazık ki Üçkuyular’a saat başı olduğunu öğrendik ve biz, bir öncekini 10 dakika ile kaçırmıştık. Sıkıcı bir bekleyişten sonra nihayet otobüs geldi ve yola koyulduk.
Havaalanından Üçkuyular’a varmamız 30-40 dakika kadar sürdü. Otobüsten indiğimiz yerde hemen karşıya geçince, benzinliğin arka tarafında küçük bir terminal vardı. Girişte Çeşme otobüslerini gördük, ilk kalkacak otobüse atladık, 5-10 dakika sonra hareket etti ve artık Çeşme’ye biraz daha yaklaşmıştık.
Bir saat kadar süren bir yolculuktan sonra Çeşme gişelerinden çıktık ve Alaçatı’ya gideceğimiz için gişelerden kısa bir süre sonra, Alaçatı Belediye’nin orada indik. Belediyenin oradan otelin olduğu tarafa minibüsler varmış ama baktık ki o da saat başı, hemen durağın karşı tarafındaki taksi durağına yöneldik. Taksiye atlattık ve nihayet 5-10 dakika sonra Süzer Sun Dreams’deydik.
Evden çıkıp, Süzer Sun Dreams’e ulaşmak hemen hemen 6 saat sürmüştü ve gerçekten yorucu bir yolculuk olmuştu. Adnan Menderes Havaalanı’ndan Çeşme’ye toplu taşıma araçlarıyla gitmek hayli meşakkatli oluyormuş. Bir dahakine direkt transferin yollarını arayacağımız kesin.
Alaçatı nasıldı, Süzer Sun Dreams’ten memnun kaldık mı? Bir sonraki yazıda…
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz