Uzun kararsızlıklar ve araştırmalar sonucunda tatil programımızı şekillendirmeyi başarmıştık ve güzergah Fethiye’ydi. Kendi arabamızla gitmeye karar vermiştik ve hangi yolu kullansak, nasıl gitsek diye sorup soruşturup en sonunda şu güzergahı izledik:

Yenikapı’dan feribotla Bursa’ya (Mudanya)
Cumartesi günü saat 16.00 civarında evden çıktık, Yenikapı’ya vardığımızda saat henüz 5′i bulmamıştı. 17.30 feribotuna ido.com.tr’den sanal kartımızla aldığımız biletleri, gişeden problem olmadan temin ettik. (Sanal kart kullandığınızda yanınıza sanal kartınızın numarasını almanız gerekiyor, normal kredi kartınızı kullanırsanız da o kartı mutlaka yanınızda bulundurmalısınız.) Feribotta ön salonda hemen merdivenlerin yanında oturuyorduk, geleni geçeni izlemek eğlenceliydi; yolcular arasında gelinliğiyle feribota binen bir gelin ve Beyazıt Öztürk (nam-ı diğer “Beyaz”) vardı. Hemen hemen 1 buçuk saatlik bir yolculuğun ardından Bursa’ya vardık.

Bursa feribot iskelesinden “Bursa” tabelalarını takip ettik. Niyetimiz yeni Bursa-İzmir otobanına ulaşmaktı; ama hayali bir otoban aradığımızı daha sonra anlayacaktık. Yol üstündeki Özdilek’te alışveriş molası verdik. Saat 21.00-21.30 gibiydi tekrar yola koyulduk.

Bursa-İzmir & İzmir-Aydın
Yeşil “İzmir” tabelalarına odaklanmıştık, internette okuduğumuz otobanı bulacaktık. Yeşil tabelaları takip ettik ve bulduk diye seviniyorduk ki sevincimiz kursağımızda kaldı. 10 dakika geçmeden otoban bitmişti ve bilinen Susurluk-Balıkesir yoluna çıkmıştık. Ya biz doğru yolu bulamamıştık ya da yanlış bilgilendirilmiştik. Sonradan öğrendik ki zaten Bursa-İzmir otobanı yokmuş; ama olsa hiç fena olmaz.

Susurluk’ta Mola
Susurluk’tan ayran içmeden, tost yemeden geçilmezdi, nerede dursak diye epey arandık ama yerel güzel bir mekan bilmediğimizden Yörsan’a kaldık. Yörsan tesisleri vasattı diyeyim, başka bir demeyeyim. “Susurluk yolu üzerinde müthiş lezzetli ayrancı biliyorum” diyen varsa yazsın da öğrenelim, bir daha geçerken orada içelim ayranlarımızı.

Biraz da Yörsan’da oyalandıktan sonra 10 buçuk civarlarında tekrar yola devam etmeye başladık. Balıkesir, Manisa, İzmir derken sonunda Aydın otobanına ulaştık.

Aydın-Muğla
Aydın otobanından çıktıktan bir süre sonra, saat gece 03.00 civarlarında biraz uyku molası verelim dedik ve arabamızı uygun bir yere çekip, 2 saat kadar uyuduk. Saat sabah 5 olduğunda yeniden düştük yollara, istikamet Muğla.

Akyaka’da Upuzun Bir Mola
Saat sabahın 6′sı civarında, “Akyaka” tabelası gördüğümüzde Yusuf çok fazla düşünmeden direksiyonu sağa kırdı. Tuğba ve Turgay (Yusuf’un kardeşi ve eşi) önceki gün tatil için Akyaka’ya gelmişlerdi. Akyaka ve Gökova’yı bir sonraki yazımda anlatacağım; ama şimdilik şu kadarını söyleyeyim oradan geçerken vaktiniz olursa mutlaka uğrayın.

Akyaka – Fethiye
Akyaka’dan akşam 8 civarında ayrıldık ve Muğla yönünde ilerlemeye devam ettik. Dalaman, Göcek derken Fethiye-Hisarönüne varmamız 1 buçuk, 2 saati buldu. Göcek’te yeni bir tünel açmışlar: “Göcek Tüneli”, geçiş 3 TL. Acelemiz olduğundan tüneli kullanalım dedik ve ardından 3 TL.’yi şuncacık yol için mi verdik diye düşündük. Dönüşte tünele girmedik farkı görmek için, evet tünel işi kolaylaştırıyor, yoksa epey dağ yollarında dolanmanız gerekiyor ama o mesafeye 3 TL. vermeye değer mi tartışılır.

Sonunda Hisarönü’ndeyiz
Hisarönü’ndeki otelimize vardığımızda saat neredeyse 10 olmuştu. Bol molalı, keyifli bir yolculuk sonrasında hedefe ulaşmıştık.

İstanbul’dan Fethiye’ye giderken hangi güzergahı kullanalım diye düşünenlere fikir olsun diye bu kadar detaylı yazdım yol maceramızı, şimdi sıra asıl tatil maceralarında…