Ligdeki iki Fenerbahçe maçını da kaybetmiş, sezon boyunca hiçbir derbiyi kazanamamış Beşiktaş ve 26 yıldır kupaya hasret Fenerbahçe… Fenerbahçeliler ligdeki maçı referans alarak ve ellerinde tek tutunacak dal kupa kaldığı için hasretin sona ereceğini düşünüyorlardı. Beşiktaşlılarsa son yıllardaki kupa başarısına güvenerek ve ligin intikamının bu maçta alınabileceğine inanarak Kartal’dan kupayı bekliyordu.

Gönlümden güzel bir kupa maçı izlemek geçiyordu. Güzel kupa maçı deyince aklıma hep 2003’teki 4-3’lük Beşiktaş-Gençlerbirliği kupa maçı gelir. Sahada müthiş bir mücadelenin sergilendiği o maçı, izlediğim en keyifli maçlar sıralamasında mutlaka ilk 10’da sayarım. İşte dün de, akşam olsa da öyle güzel bir maç izlesek diye diliyordum. Dileğime yakın bir maç izledik.

İlk 11’lere bakınca Mustafa Denizli’nin sahaya sürdüğü takım şaşırttı beni. Ernst, Cisse, Yusuf ve Tello, hepsi sahadaydı. ‘Bu güzel’ dedim kendi kendime ve ilerleyen dakikalar da Denizli’nin bu tercihinin doğru olduğunu gösterdi. 6’ncı dakikada Yusuf’la gelen erken gol, stresli Beşiktaşlılara rahat bir nefes aldırdı. Herkes Volkan Babacan’ın büyük hatası diye genç kaleciye yüklendi, evet hatalıydı; ama Yusuf da ne yaptığını biliyordu bence.

Golün ardından Fenerbahçe beraberlik için bastırmaya başladı. Tüm enerjisini Beşiktaş maçlarına sakladığını düşündüğüm Güiza, 20 dakika sonra eşitliği getiren golü attı. İlk yarı 1-1 eşitlikle bitse de ikinci yarıda gollerin devamının geleceği hissediliyordu.

“Bobo söylenmeyi bırak da gol at” diye mırıldanmamım üzerinden sadece birkaç dakika geçmişti ki süper bir gol izledik. Olmadık golleri kaçıran Brezilyalı yıldız, bu kez yaklaşık 30 metreden şık bir vuruşla topu ağlara gönderiyordu. Golün ardından her iki takım da tempoyu artırdı. Ancak Fenerbahçe açık vermeye;  Beşiktaş ise önde olmanın rahatlığı ve 2-1 kabusunun tekrarlanmayacağının garantisiyle daha güvenli bir oyun sergilemeye ve Fenerbahçe’ye aralıksız saldırmaya başladı. Üçüncü gol ve dördüncü golün asisti yine Bobo’dan geldi. Bir süredir beklenilen performansı gösteremeyen ve taraftarı üzen Bobo, bu maçta sergilediği oyunla hem kendini affettirdi hem de “Maçın Adamı” seçildi. Maçın önemli bir diğer ismi ise Holosko’ydu. Son maçlarda çok bencil oynadığını düşündüğüm için eleştirdiğim Holosko, dün takımı için çok yararlı işler yaptı. Bu arada Beşiktaş’a transfer edildiğinde birçok olumsuz eleştireye sebep olan Yusuf’un yıldızı da her maçta biraz daha parlamaya devam ediyor.

Uzun süredir ikinci yarılardaki futboluyla göz dolduran Beşiktaş, yine aynı şeyi tekrarladı ve ikinci 45 dakikada taraftarına keyifli ve bol gollü bir futbolla birlikte Türkiye Kupası’nı hediye etti. Bu kez sahada inanan, isteyen, çabalayan dirençli bir takım vardı. 10 gün önceki Beşiktaş, silkinmiş kendine gelmiş ve gerçeğini bulmuştu.

Tüm bunlarla birlikte bu maçta hakem hataları olmadı mı, oldu. Genel olarak oyuna çok müdaleci olmamaya çalışsa da Bünyamin Gezer, takdir hakkını daha çok Fenerbahçe’den yana kullandı. Son dakikadaki penaltıda ise bence haksızdı. Beşiktaş kalesinde çok tehlikeli pozisyonlar yaşanmadı mı, yüreğimizin ağzımıza geldiği karamboller olmadı mı, hepsi oldu. Futbol tanrılarının Beşiktaş’ın yanında olduğu dakikalar da yaşandı elbette. Ancak daha önce de çok kez dile getirdiğim gibi istekli ve inançlı futbol oynayan bir takım engel tanımaz ve şansı da yanına alır. İşte bu kez Beşiktaş gerçekten istedi ve bu isteğini sahaya yansıtmayı başardı.

Orjinal sayfanın linki: Berezilya.com
Berezilya.com / 14 Mayıs 2009