Paylaşmak istediğim ne varsa…
İstanbul’da keyifli bir Pazar günü, zaman zaman bulutlar güneşin önüne geçse de, bahar tüm güzelliğini gösteriyor. Beşiktaş taraftarı akşam oynanacak derbi için hazırlıklara çoktan başlamış, nerede nasıl izlesek planları günler önce yapılmış, akşam güzel bir futbol ziyafeti bekleniyor.
Derbiden önce gözler Gaziantepspor-Sivasspor maçında, Sivas’ın zorlu Antep deplasmanında puan kaybetmesi bekleniyor, beklenen de oluyor. Artık her şey Kartal’ın pençesinde…
Şampiyonluk yarışındaki mücadelede bir kez daha önce geçme şansını yakalayan Beşiktaş’ın, kendi sahasında Fenerbahçe’yi yenip hem taraftarına derbi kazanmanın keyfini yaşatması hem de liderliğe yükselmesi bekleniyor. Normal şartlarda düşündüğümüzde hiç de zor bir tablo değil. Şampiyonluk için yarışan bir takım, ligin bitmesine az bir zaman kalmış, lider puan kaybetmiş ve puan almak demek belki de şampiyon olmak demek. Üstüne üstlük kendi sahanda, müthiş bir taraftar desteğiyle oynayacaksın.
Ancak Beşiktaş taraftarının aklından geçen bu tablonun gerçekle örtüşmeyen kareleri var. İnönü Stadı’nı dolduran ve “Bu sene şampiyon görelim sizi” diye takımına seslenen taraftarın inandığı kadar, futbolcular bu maçı alacaklarına inanıyorlar mı acaba? 90 dakikada ortaya koyulan futbol bize gösteriyor ki inanmıyorlar.
Koşan, daha çok koşan, savaşan, didişen, yılmayan Kartal’ı arıyor gözler sahada; ama nafile. Şampiyonluğa koşan Beşiktaş değil de Fenerbahçe olmalı, sahadaki oyun böyle diyor. Yok yok bu gerçek olamaz, birazdan toparlanacaklar diye geçiyor akıllardan. İlk golü görüyor Kartal kalesinde, işte artık toparlanırlar diyor herkes. Ancak siyah beyazlı futbolcular bir türlü silkinip üzerlerindeki ölü toprağını atamıyorlar. “Yürüme, kooooşşş!! Koş biraz” diye çığlıklar yükseliyor. Ve ikinci gol de kalede, “2-1 kabusu” canlanıyor zihinlerde. Kabus, gerçek oluyor.
Sezon boyunca hiçbir derbiyi kazanamayan Beşiktaş, bir kez daha kaybediyor ve 2009 yılının ilk yenilgisini Fenerbahçe karşısında alıyor. Son dakikaya kadar takımını desteklemeyi sürdüren taraftarı yine hüzün ve hüsran bekliyor. Çeşit çeşit bahaneleri süslemek için kullanılan stres, baskı, hakem hataları gibi kelimelerini kimse duymak istemiyor; çünkü iyi futbolun önüne geçmemeli hiçbiri. Ama en çok da bu üzüyor Beşiktaşlıyı, takımı sezonun en kötü oyunlarından birini sergileyerek yeniliyor çünkü.
Geriye kalan 4 hafta 4 maç, hala her şey olabilir; ancak bir Beşiktaşlı olarak ben şampiyonluğu görmekten çok; futbolun ve taraftarının desteğinin hakkını vererek sahada kendini gösteren bir takım izlemek istiyorum. Beşiktaş böyle oynayacaksa, futbolcular bu kadar ruhsuz ve inançsız koşacaklarsa topun peşinde bu takım şampiyon olmasın!..
Orjinal sayfanın linki: Berezilya.com
Berezilya.com / 4 Mayıs 2009
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz