Bir cep telefonu alırken nelere dikkat edersiniz? Güvenilir bir mağazadan almaya mı, güvenilir bir garantisinin olmasına mı yoksa markasına? Bana sorarsanız hepsini boşverin; çünkü hiçbir anlamı yok!

Aralık 2007’de Turkcell Bayii Doruk İletişim’den aldığım Sony Ericsson marka, W910i model cep telefonum, 3 ay önce tamir için Genpa Teknik Servis’e gönderildi; ama telefon hala ortada yok…

Arızalanan telefonumu 4 Ekim 2008’de, telefonu aldığım Doruk İletişim’e götürdüm, garanti kapsamında tamiri için firma gerekli işlemleri başlattı. Genpa’dan öğrendiğime göre telefon onlara 14 Ekim’de ulaştı. Telefonum mağazada 10 gün neden beklemişti bilemiyorum; ama bu aslında en önemsiz nokta. 24 Ekim’de tamirin mümkün olmadığına ve cihazın değişmesi gerektiğine karar verildi. Bugün 14 Ocak yani telefonun teknik servise ulaşmasının üzerinden tam 3 ay geçti; ama ben hala bekliyorum.

Son iki aydır Sony Ericsson ve Genpa ile onlarca kez görüştüm. İlk bahane, telefonların yurt dışından geldiği için geciktiğiydi. Hangi yüz yılda yaşıyoruz acaba diye düşündüm; ama yine de sabırla bekledim. Telefonlara yazılım yüklendiği, telekomünikasyon işlemlerinin yapıldığı gibi çeşitli bahaneler birbirini izledi. Genpa, Sony Ericsson’dan telefon beklediğini, bir şey yapamayacağını söylüyordu. Sony Ericsson ise sürekli yuvarlak cümlelerle (önümüzdeki günlerde, kısa bir süre içerisinde elinize ulaşacak gibi) beni oyalamaya çalıştı.

Niyahet telefon artık Genpa’da; ancak şimdi de başka bir sıkıntı var. Sony Ericsson, ilk kez telefonları Genpa’ya telekomünikasyon işlemlerini yapmadan göndermiş. Onların halledilmesi gerekiyormuş, ardından göndereceklermiş. Bunu bana dediklerinin üzerinden de bir hafta geçti.

Sony Ericsson gibi uluslar arası bir firma, bir telefon değişimini, vaad ettiği 30 iş gününde gerçekleştiremiyor. O zaman neye dayanarak garanti belgesine 30 iş günü yazabiliyor ki? En çok da bu tavrı tüm ülkelerde sergileyebiliyorlar mı onu merak ediyorum; yoksa bu lakayıtlık sadece Türkiye’ye mi has?

“Aman şu mağazadan alayım, mutlaka bilmem ne garantili olsun, firması da güvenilir olsun, olsun canım biraz fazla ödeyeyim de başım ağırmasın” diye düşünmeyin, ben gördüm ki hiçbir şey fark etmiyormuş. Bundan sonra ne markaya bakacağım ne de garantiye, en ucuz hangisi ise gidip onu alacağım; en azından başıma bir şey gelirse “ucuz etin yahnisi” der kendimi avuturum.

Yeni bir ürün alacakken, etrafınızda fır dönüp, tüm çözümleri sunan; ama iş tamire, değiştirmeye geldi mi işi uzattıkça uzatan ve müşteri mennuniyeti göz ardı eden tüm firmaları kınıyorum. Günümüz dünyasında başarının müşteri memnuniyeti ile geldiğini unutanlar, bir gün büyük yanlış yaptıklarını anlayacaklardır sanırım.