Ankaraspor maçının ardından, Mustafa Denizli ile yapılan röportajı izliyorum; duruma hakim, ne olduğunun farkında, inançlı, kararlı bir teknik direktör görüyorum ekranda…

Beşiktaş için son birkaç haftadır işler yolunda gitmiyor, önceki hafta Fenerbahçe derbisi kaybedilmiş ve herkes İnönü’de bir moral maçı izlemeyi beklerken siyah beyazlılar sezonun en kötü oyunlarından birini oynuyor. Takım sahada salkım salkım dökülmüş, taraftar hem kızgın hem kırgın, peki teknik direktör ne alemde? Ve Mustafa Denizli geliyor mikrofonun başına, merakla ne diyecek acaba diye gözlerimi ekrana çeviriyorum. İzlediğim maç ne kadar hayalkırıklığı yaşattıysa bana, Denizli de en az o derece umut veriyor.

Sıra geliyor Ankaragücü maçına, umut devam edecek mi? Sahada istekli, arzulu bir Beşiktaş var, top kaleye girmeyeceğim diye inat ettiğinden maç 1-0 bitiyor. Kader maçlarından birini kazasız belasız atlatıyor Kartal. Denizli yine kendinden emin, maç kazanıldığı için mutlu, hesapları tuttuğu için keyifli…

Farklı bir teknik adam Denizli; seveni de var sevmeyeni de ama genelde “ya hep ya hiç” tarzı bir yaklaşım var ona karşı; seven çok seviyor, sevmiyen hiç sevmiyor sanki. Siyah beyaz renklere küçük bir çocukken gönül verdiğini bilmeyen yok ancak yine de birçok Beşiktaşlı mesafeli davranıyor ona. Kendisine sorsanız muhtemelen onaylamaz bu cümleyi ama bana sorarsanız Beşiktaş’a gelerek ateşin altına soktu elini. Ciddi bir kitle var onun Beşiktaş’ta başarılı olup olamayacağını merakla izleyen. O ise kendinden emin, ne yaptığını bilen ifadesi, mütevazi tavrı ve başarıya olan inancıyla yoluna devam ediyor.

Denizli’yi nasıl tanımlarsın diye soruyorum kendime? “Ne sıcak ne de soğuk” kelimeleri geçiyor aklımdan. Uzaktan baktığınızda soğuk, ciddi bir havası var aslında; ama biraz yakından takip etmeye başladığınızda sıcak yönlerini görüyorsunuz, samimiyetini, içtenliğini hissediyorsunuz. İlk anda duygularını hiç belli etmeyen, katı bir teknik adam imajı çiziyor ama zamanla öyle olmadığını anlıyorsunuz. Aslında belki de herşeyi dozunda ifade etmeyi iyi başarıyor.

Sırada Beşiktaş’ın Galatasaray maçı var, bakalım Mustafa Hoca’nın hesapları tutmaya devam edecek mi? Ona derbide başarılar dileyip, ufak bir anıyla bitirmek istiyorum bu yazımı…

1994-95 sezonu, Kocaelispor 1. Lig’de ve teknik direktör olarak takımın başına Mustafa Denizli getirilmiş. O yıllarda memleketimin yerel tv kanalında acemi bir spor muhabiriyim. Yanılmıyorsam Denizli’yle takımın basına açık ilk antremanı, kameraman arkadaşımla tesislere doğru yola çıkıyoruz. Yolda giderken birkaç güzel soru hazırlıyoruz ve Mustafa Denizli’yi görür görmez sarılıyorum mikrofona. Hocam röportaj yapabilir miyiz? Olumlu yanıtı alınca hemen sorumu soruyorum. O kadar zaman geçti ki üstünden neydi o soru hatırlamıyorum ama hatırladığım gerçekten dişli bir soru olduğu ve biraz da sert sormuştum galiba (: Mustafa Hoca şöyle bir süzüyor beni, ne de olsa karşısında bir yeni yetme var hem de kız, sonra hafif bir tebessüm ediyor, ardından da cevaplıyor sorumu. Belki de soruyu soran bir başkası olsa bu kadar yumuşak cevaplamayacak… O benden nasıl böyle bir bu soru geldiğine şaşırıyor muhtemelen, ben de kendime. Ancak o an, hiç unutmayacağım, keyifli bir anı olarak kalıyor bana. Acaba Mustafa Hoca da hatırlıyor mudur?

Orjinal sayfanın linki: Berezilya.com
Berezilya.com / 18 Aralık 2008