Paylaşmak istediğim ne varsa…
Son günlerin şaşırtıcı gelişmesi, belki de bir Beşiktaşlı olarak hiç şaşırmamamız gereken durumu üzere düşünüp duruyorum. Evet, Mustafa Denizli’nin takımın başına getirilmesinden bahsediyorum. Tüm olanlar şaka gibi…
Beşiktaş’ın yakın geçmişini Samsunspor maçı öncesi ve sonrası diye ayırmak lazım sanırım. Çünkü her şey o gün başladı. 2004 yılı Ocak ayının son haftası Beşiktaş için lanetli günlerin başlangıcıydı! Samsunspor maçında yaşanan olaylar, görülen 5 kırmızı kart, komplo teorileri, ardı ardına kaybedilen puanlar ve bir daha asla toparlanamayan bir Beşiktaş. Lanet değil de ne bu?
Tüm futbolseverler aşağı yukarı hatırlıyordur o günlerde neler olduğunu; Serdar Bilgili’nin istifası, takımın yeni başkanı olarak Yıldırım Demirören’in seçilmesi, sezonun şampiyonun 14 puan gerisinde kapatılması, Beşiktaş taraftarının dumur oluşu… Beşiktaş taraftarı o günden bugüne o dumur halinden kurtulamadı, kurtulamıyor. Hah tamam bu sefer oldu, bak her şey yoluna giriyor derken yine bir dolu saçmalık yaşanıyor. Öyle ki artık normal şartlarda yok canım böyle bir şey mümkün değil diyeceğimiz durumlara bile şaşırmaz olduk; Yıldırım Başkan mı?.. demiştir, Sinan Engin mi?.. yapmıştır, hangi futbolcu, o mu?.. doğrudur… Beşiktaş’ta her şey mümkün.
100’üncü yılda gelen şampiyonluktan sonra bir daha yüzümüzde ufak tebessümlerden ötesine izin vermeyen Beşiktaş’taki bu talihsiz yılların sorumlusu kim ya da ne acaba? Ben diyorum, bu bir lanet! Ama yönetimin bu soruya cevabına bakarsak teknik direktörler olmalı. Önce Lucescu’ya güle güle denildi ve Del Bosque (233 gün) ile anlaşıldı. Daha kendisinin Del’ini bile tanıyamadan hocam bizde para çok sen de git dendi. Sonra Rıza (264 gün) dönemi başladı ama o da gayet çalkantılı bir dönemdi. Ardından Tigana (591 gün) geldi, en sabırlısı o çıktı, Demirören döneminin rekortmen teknik adamı. Ertuğrul Sağlam (492 gün) bu rekoru kırabilecekmiş izlenimi veriyordu ki, o da istifayı bastı malum sebeplerden. Ve şimdi yeni bir dönem Mustafa Denizli günleri başladı. Aslında içimden ayları, hatta yılları demek geliyor ama dilim varmıyor.
Genel olarak Beşiktaş taraftarı sabırlıdır, birçok konuda çok sabırsız olmama rağmen, Beşiktaş ruhundan olsa gerek, Beşiktaş konusunda ben de sabırlıyımdır. Ancak son yıllarda Beşiktaşlıların yaşadıkları, sabırtaşını bile çatlatır cinsten. Bu taraftar bu yönetime ne kadar daha sabredebilecek merak ediyorum doğrusu. Üzgünüm ama olmuyor. Keşke sorun teknik direktörü değiştirmekle halledilebilecek olsa, ama ne yazık ki bugüne kadar olmadı ve korkarım bundan sonra da olmayacak. Ben geçen sene şu cümleyi kurmaya başladım (bakın ne kadar sabırlıyım, geçen sene diyorum): Beşiktaş’tan bu yönetimle başarı beklemiyorum.
Orjinal sayfanın linki: Berezilya.com
Berezilya.com / 14 Ekim 2008
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
BG
Kasım 26th, 2008 at 1:17
yaw… sana ne be güzelim.. bu 11 kişi artı bilmem kaç yedek artı bilmem kaç geri plan kadro seni bu kadar düşünüyor mu?
allyays
Kasım 26th, 2008 at 9:17
Tanısalar düşünürlerdi belki ama henüz hepsiyle tanışamadık :)))
Bir de konuyu ciddi tarafından ele alarak cevap vereyim…
Futbol sevmeyenler sevenleri hiçbir zaman anlamayacak, aynı sigara içmeyenlerin içenleri anlamadığı gibi. Ben nasıl ki sigara bağımlılarına akıl sır erdiremiyorsam sen de bana erdiremeyeceksin sanırım :) (ne kadar ciddi ele aldım dimi ama)