Paylaşmak istediğim ne varsa…
Canım aşkım, biricik eşim!
Elin elime değdiğinden beri tam 4 yıl geçti. Dördüncü 8 Eylül’ü, karı-koca olarak karşılıyoruz (:
Seninle birlikteliğimizin ilk zamanlarında bile emindim; “bu adam, benim eşim olabilir” demiştim. Zamanla daha da inandım buna ve çok istedim. Ve sonunda seni de inandırdım sanırım (: 23 Ağustos’tan beri yani daha henüz 16 gündür evliyiz. Hala “biz gerçekten evlendik mi” diye soruyorum kendime, hatta zaman zaman sana da. Bir rüyanın gerçek olması gibi bu…
Umarım önümüzde aynı tebessüm, aynı keyif, aynı mutlulukla kutlanacak sayısız 8 Eylüller vardır.
Seni tanıdığım, seni sevdiğim, sana inandığım, eşim olduğun, eşin olduğum için çoook mutluyum. Seninle sonsuz, mutlu günler yaşamak istiyorum.
İyi geldin, iyi ki varsın canım aşkım!
Hep var ol, hep yanımda ol, hep sev beni!
Seni çoook seviyorum!!!
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
ibrahim çınar
Ekim 2nd, 2008 at 11:47
ne mutlu size. darısı sevenlere…