Paylaşmak istediğim ne varsa…
1997 Eylül sonu… İzmit-İstanbul gidiş-gelişlerinin ilk gelişi… İstanbul’daki ilk gecem…
Vakit olmuş gece yarısı
Saydım bitti gökyüzündeki yıldızları
Fayda etmiyor saatin tiktakları
Kapanmıyor bir türlü göz kapakları
Sönmüşken evlerin ışıkları
Işıl ışıl parlıyor sokak lambaları
Eşlik ediyor yüreğim lambalara
Yakıyoruz akşamları…
İşte o gece dökülmüş bu satırlar kalemimden. 10 yıldan daha çok zaman geçti üzerinden. Artık göz kapakları kapanıyor yabancılık çekmeden; ama yine de sevilmiyor İstanbul ve her daim özleniyor İzmit… Bu hafta sonu yine İzmit’teydim, dün dönerken İzmit-İstanbul otobüs yolculuklarımı düşündüm; sayısını hesaplayamayacağım o geliş gidişlerde neler yaptığımı, neler yaşadığımı…
Bir ara ciddi Leman okuru olmuştum, Erdil Yaşaroğlu’yla, Selçuk Erdem’le bu yolculuklarda tanıştım, yaklaşık bir saat sürerdi derginin her yerini okumak, ama satır satır okurdum hiçbir karikatürü, yazıyı atlamadan…
Voswagen Passat’la karşılaşmam da bu yolculuklar sırasındaydı, otobüsün camından gelip geçen arabaları izlerken nasıl hayran kalmıştım Passat’a…
Hosteste, koridorda, otobüsün her yerinde yolculuk yapmışlığım var. Gün oldu 1 saat 15 dakikada da vardım otogara, gün oldu 4 saatte de. Bazen konuşkan birileri oldu yan koltukta, bazen bir tanıdığa rastlandı, bazen de uyku keyfi yapıldı, kimi zaman müzik eşliğinde uzayıp giden yollar izlendi, kimi zaman kitap sayfaları tüketildi…
Yol yapımları hiç bitmedi…
Bazen uzun süre ayrı kaldım İzmit’ten, sonra varınca memleketime bir başka keyif verirdi sokakları. Her taraftaki o, oraları biliyor, tanıyor olma duygusu huzur doldururdu içime; hala da doldurur ya…
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
bg
Haziran 18th, 2008 at 9:19
izmit… güzeldir.. sulalenin birleştiği… şu anda teker teker evlenen birsürü çocuğun koşuşturduğu… bayram akşamlarını hatırlatır bana… güzeldir