Paylaşmak istediğim ne varsa…
“Sinemaseverler ekran başına” değil; bu sefer, internet başına!
Meraklıları daha çok sinema salonunda izlemeyi ya da evde DVD keyfi yapmayı tercih etse de televizyonda yayınlanan filmler de ciddi bir izleyici potansiyeline sahip. Çok sadık bir televizyon izleyicisi olmasanız bile, eminim ki yayın akışlarında izlemek istediğiniz bir film gördüğünüzde kumandayı elinize alıyorsunuzdur.
Televizyonu sadece film izlemek için kullananlardansanız, şimdi bahsedeceğim site size ilginç gelebilir. Kısa bir süre önce internetteki sinema sitelerine bir yenisi daha eklendi: Tersninja.com. Ancak Tersninja, farklı tarzı ile diğer pek çok site arasından sıyrılıyor.
Tersninja.com adı nereden geliyor?
Ters ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür. Eğer kahramanın karşılaştığı düşman bir tane ise, bu savaş, kavga veya mücadele çok uzun sürer. Teke tek savaşlarda, kahramanın, kötü adam tarafından zarar verilme ihtimali çok yüksektir. Genellikle kovboy filmleri, Uzak Doğu dövüş filmleri, çizgi romanlar ve her türlü macera filminde karşılaşılabilecek olan bu klişe, pek çok örneğini görebileceğimiz bir senaryo öğesidir. (Kaynak: Vikipedia)
Tersninja.com’da neler var?
Tersninja.com’un tanıtım bülteninden alıntılara bir göz atmaya ne dersiniz?
Cüneyt Arkın
Dünyayı Kurtaran Adam, Cüneyt Arkın’ın Çetin İnanç’la birlikte çektiği filmler arasında en çok bilineni, en ünlü olanı. Ama bu ikilinin çektiği bir film var ki, Tersninja.com henüz küçük ve düz bir ninjayken bile bu filmin hastasıydı. 1982 yapımı Son Savaşçı’dan söz ediyoruz. Dikkatlerden kaçan bu film aslında popülerlikte Dünyayı Kurtaran Adam’la yarışabilecek kadar özel, nahif ve külttür. Daha da önemlisi bu film ninjaların boy gösterdiği nadir Türk filmlerindendir. Rivayet odur ki bu filmden artan paraçalar 1984 yapımı Ölüm Savaşçısı’nda kullanılmıştır. Emre Kulcanay’ın keyifli röportajını okuduktan sonra bu filmin yazının sonuna iliştirilmiş kısa videosunu izlemenizi öneririz.
Ulak
Ulak filminin hikâye anlatıcısıyla modern çağın hikâye anlatıcısı arasında derin bir fark vardır. Bu yazı o farka dairdir ve Ulak yazıyı yeniden gündeme getirdi. Kendi de bir hikâyeci olan Rıza Kıraç anlatıyor.
Söyleşi
Kısa Filmciyle Uzun Röportaj: Mehmet Bahadır Er
Mehmet Bahadır Er. Kısa filmleri ödüller kazanmış, Avrupalı festivallerde seyirci karşısına çıkmış bir yönetmen. Şimdilik hafta sonu sinemaları dolduran kalabalıklar onu tanımıyor tabi. Ama ileride ne olur bilinmez.
Köşe Yazısı
Zayıf olmak isteyen kadınlar, Monica Belluci ve iyi satmayan iyi yazarlar…
Daha fazlası için, elbette Tersninja.com…
Orjinal sayfanın linki: www.engin.tv
Engin TV / Blog / 06 Şubat 2008
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz