ATV’nin yeni dizisi Mahşer dün akşam başladı. Daha önce Mahşer’i merakla beklediğimi yazmıştım. Beklenen gün geldiğinde, tam vaktinde televizyonun karşısında yerimi aldım ve ‘yerli 24’ü baştan sona 2 saat boyunca izledim.

Bir 24 tutkunu olarak, Mahşer’in ilk bölümünün bende nasıl bir izlemin bıraktığı duygusunu tek kelimeyle ifade edecek olursam: tuhaf. Tabii ki sadece tuhaf deyip geçmeyecek ve birazdan detaylardan bahsedeceğim; ancak önce belirtmek istediğim başka bir şey var. Aslında Mahşer’in en büyük handikabı 24 ile karşılaştırılmak. Bir Amerikan aksiyonuyla hangi yerli yapımı karşılaştırırsanız karşılaştırın hayalkırıklığına uğrama ihtimaliniz çok yüksek. Senaryo ve oyunculukları bir kenara bıraktığımızda, sadece çekim teknikleri ve kalitesine bakarak bile Türk yapımı aksiyon neden olmaz sorusunun cevabını hemen görebiliriz. Mahşer’in tanıtım metninde dizinin sinema tekniğiyle ve özel efekt uzmanlarıyla çekildiği söyleniyor; ancak yine de ekranda gördükleriniz “bu iş, bu çekimle olmuyor” dedirtiyor maalesef.

Mahşer’in kötü kaderi 24 ile kıyaslanmak dedim ama ben de dün akşam izlediklerimi 24 ile karşılaştırarak size anlatacağım. İşte Mahşer ile 24’ün benzerlikleri ve farklılıkları:

Dizinin başlangıcında başka bir ülkede işlenen bir cinayete ve “bu Çinliler de kim ve neden bahsediyorlar acaba” diyeceğimiz sahnelere şahit olduk. 24’te de farklı ülkelerden gelen tehditler hep gündemdeydi.

Her iki dizide de politika odak noktası. Ancak 24’te uzun politik konuşmalara çok fazla tanık olmadık, daha çok dönen politik oyunlar karşısında büyük şaşkınlıklar yaşadık. Ancak Mahşer’de biraz daha fazla derin devlet muhabbeti dinleyecekmişiz gibi gözüküyor.

Farklı mekanlarda aynı anda neler olduğunu anlatmak için kullanılan çoklu ekran görüntülerinde 24’teki başarı Mahşer’de sağlanamamış. Zaten bu uygulama dizi boyunca çok az kullanıldı.

24’te reklamlardan dönüşte ve zaman zaman dizinin içinde ekranda gördüğünüz dijital saati ve saatin ilerleme sesini Mahşer kullanmıyor. Ekranda saati daha az görüyoruz; ayrıca 24’tekinden farklı olarak dışarıdan bir ses saatin kaç olduğunu söylüyor. 24’ün her bir bölümde tam olarak 1 saatte neler olup bittiğini izliyorduk. Mahşer’deyse durum daha farklı. Dün saat 07.00-09.00 arasını izledik; dizinin sonlarına doğru ise 18 saatten geriye doğru sayan farklı bir kronometre akmaya başladı. Dizinin 13 bölüm çekildiğini biliyoruz ve buradan yola çıkarsak bundan sonra her bölümde tahminimce 90 dakikaya tanık olacağız. Ülkemizde dizilerin her bölümü bir film gibi çekildiği için, Mahşer’de de her bölümün sadece 1 saat olmasını göze alamamışlar sanırım.

24’ün kahramanı Jack Bauer deneyimli bir ajan. Mahşer’in kahramanı ise Doktor Mehmet olacakmış gibi gözüküyor. Ancak akla hemen bir doktordan nasıl kahraman olacak sorusu geliyor. Burada da bize ipucunu dizinin tanıtım metni veriyor: “Doktor Mehmet Sarbay, eski bir operasyonel istihbaratçı.” İlk bölümde bunu öğrenemedik ama sanırım öğrenmemiz yakın.

İki dizi arasında daha pek çok karşılaştırma yapılabilir; ancak sadece bir bölüme bakıp bu değerlendirmeleri daha da uzatmak çok doğru olmaz. Mahşer’le ilgili son olarak söylemek istediğim bir şey var. İlk bölümde, her konuda o kadar çok merak uyandırmaya çalışmışlar ki, iki saat boyunca doğru düzgün bir şey anlayamadan ekrana bakıp kaldım, bu da biraz rahatsızlık verdi. Umarım ilerleyen bölümlerde düğümler mantıklı çözümler bularak, izleyicinin diziye ilgisi sürekli merak uyandırarak değil de 24’teki gibi şaşırtan gelişmelerle yakalanmaya çalışılır.

Orjinal sayfanın linki: www.engin.tv
Engin TV / Blog / 12 Aralık 2007