Paylaşmak istediğim ne varsa…
Bugünlerde daha fazla Beşiktaş hakkında konuşmak ve yazmak istemiyorum; sıkıldım. Kartal tekrar keyif vermeye başladığında muhtemelen yine yazarım, konuşurum.
Facebook tüm sınırları zorlamaya devam ediyor. Artık insanlar her an facebook’ta online mı diye düşünmekten vazgeçtim, anında kabul edilen arkadaşlık taleplerine ve cevap verilen mesajlara şaşırmıyorum. Ancak şu beni bugünden alıp alıp dünlere götürmesine hiç alışamayacağım galiba. Yıllar öncesinden gelen dostlar keyifli günleri hatırlattıkları için güzel ama bu kadar zaman geçmiş olması ürkütüyor beni…
İstemeden işkolik olmaktayım galiba; işte iş, evde iş, ne hale geldim ben? Nasıl kurtulacağım bu durumdan? Bu kadar çok çalışmak istemiyorum :( Hadi çalışmayı geçtim, bu taşınma konusu ne olacak? Ofis nereye gidecek ve ben oraya nasıl gidicem :((
Lost’ta birinci sezon sonunda bitti, bakalım ikinci sezonu izlemeyi ne kadar sürede başaracağız. Bu diziyi sevdim mi çok emin diilim aslında ama yine de devamını merak ediyorum. Ancak asıl sabırsızlıkla 24′te yedinci sezonu bekliyorum. Ben Doktor Jack’in değil de Ajan Jack’in maceralarını daha çok seviyorum.
Bir teklif bekliyor muyum? Ne gibi? İstiyor muyum? Ama’lar mı? OFF…
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz