Paylaşmak istediğim ne varsa…
Yıl 2004, aylardan Ağustos, yazın keyifli günleri… O diğerine, diğeri öbürüne söyledi derken 14 kişilik koca bir grup (Avşa Grubu: Aygül, Aysun, Burak, Deniz, Erdem, Ertuğrul, Esra, Ömer, Özge, Nevzat, Nilüfer, Yusuf Ç., Yusuf G., Zeynep) Avşa’da buldu kendini. Hayatımın en keyifli tatiliydi, 3 güncük olmasına rağmen. Deniz, güneş, yağmur, kumsal, şarap, dans, müzik her şey maksimum düzeyde yaşandı. Ve tabii ki en önemlisi; canım bitanemle ilk yakınlaşmalara da mekan oldu Avşa.
Aradan 3 yıl geçti ve biz geçen hafta sonu, bir 3 güncük tatil için daha yine Avşa’daydık. Bu sefer ‘Avşa Grubu’ yoktu; ama bu minik tatil, aşkım ve benim için tatlı bir nostalji kaçamağı oldu. Hatta aynı pansiyonda kalacaktık ama yer bulmadık (: (Bu tarihlerde ekstra bir kalabalık oluyormuş Avşa, gideceklere önceden yerlerini ayarlamaları şiddetle tavsiye olunur.)
Yine denizin keyfini çıkardık, yine gezdik dolaştık, yine Tanz’a gittik. Bu sefer daha sakin bir Aysun vardı, ama yine de epey hopladı zıpladı. (2004’teki rekorumu ne yapsam kıramam herhalde, kaç saat oturmadan dans etmiştim öyle) Avşa hiç değişmemiş, nasıl bıraktıysak öyle. Şaşırtıcı aslında bir yerin bu kadar zaman hiç değişmeden kalması.
Bu sefer Bortaçina içmek yerine, bir ilke imza atıp rakı içtim. Rakı sofrasına meze hazırlamakla sınırlı olmamalı değil mi insanın rakı kültürü, içmesini de bilmeli yeri geldiğinde (:
Geçen sefer görmediğim Ada’nın diğer tarafına da gittik. Altınkum’u gördüm ki gerçekten adına yakışır bir yer, deniz süperdi. Avşa’ya gideceklere mutlaka orada da denize girmelerini öneririm.
Ara sıra Avşa’ya kaçmak lazım. Gerek böyle kocaman gruplar halinde, gerek sevgiliyle. İnsan kafayı dağıtıyor, denizin keyfini çıkarıyor. Minik tatil ama büyük bir nefes alma molası. Canım aşkıma çok teşekkürler bu vesileyle, bana bu keyfi onunla yaşama olanağı sunduğu için.
Bir başka Avşa macerasında buluşmak üzere :D
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz