Paylaşmak istediğim ne varsa…
Bugünlerde geçmiş yokluyor beni kendini hatırlatanlar ve hatırlananlarla. Tuhaf bir duygu mazi med-cezirleri. Çocukluk günlerime gidiyorum, ilk gençlik yıllarıma, İstanbul’u ilk kez karış karış arşınladığım zamanlara… Siyah güller, ak güller geliyor aklıma…
…
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
…
Yağmurdan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurdan sonra büyürmüş başak
…
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Anonymous
Ağustos 11th, 2007 at 0:51
biraz onceki mesaji yazdiktan sonra bu yazini okudum. Bu da cok ilginc gercekten. Evet ben de cok severim bu siiri.
Bir de ; zaman ne de cabuk geciyor Mona
Saat onikidir sondu lambalar…
kismi vardir bu siirin, guzeldir..
sevgi ve selamlar
Ömer / Fransa
allyays
Ağustos 13th, 2007 at 20:01
Evet, güzel şiir :)
Ama önceki mesajın ulaşmadı bana.
Yorum için teşekkür…