Paylaşmak istediğim ne varsa…
22 Temmuz 2007 Türkiye Genel Seçimi sonuçları bana bir kez daha ‘ben başka bir dünyada yaşıyorum galiba’ dedirtti. 2002 seçimlerinde yüzde 35 gibi bir oy oranıyla tek parti olarak iktidara gelen AKP, yüzde 13 daha fazla oyla (% 46,54) bir kez daha ilk parti olarak çıktı sandıktan.
Acaba alternatifsizlik mi insanları bu seçime götürdü diye düşünüyorum. Oy pusulasının başına geçip tercih mühürünü elime aldığım dakikalarda ben hala kararsızdım mesela. Kime oy vermeyeceğimi biliyordum ama kime vereceğimi bilmiyordum gerçekten. Sonunda AKP karşısında herşeye rağmen en güçlü gördüğüm partiden yana kullandım tercihimi.
AKP’nin yine yüksek bir oya sahip olacağını biliyorum ama bu kadarını beklemiyordum. Yüzde 50′lere dayanan bu oran beni gerçekten şaşırttı. “Kimse perdenin arkasını görmüyor mu, herkes sadece görünenlerle mi yetiniyor, bu sanal mutluluk haline kanıyor mu herkes?” diye düşünüyorum. Bu tablonun başka bir açıklaması olamaz ki diye, bu soruların yanıtının evet olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorum.
Genel olarak apolitik ve siyaset sevmeyen bir insanımdır; ama tamamen kayıtsızlıktan yana da olmadım hiçbir zaman. Belki de ben ve benim gibi apolitik gençler yüzünden bu hale geliyoruz diye sorgulamaya başlıyorum, böyle sonuçlar karşısında kendimi ve yaşıtlarımı.
Umarım Türkiye bu seçiminden dolayı pişman olmaz.
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz