Şu an sayfalarında gezindiğiniz internet sitemiz yayına başlayalı kısa bir süre oldu. Ben, sizlere ilk merhabayı demek için ise şimdi fırsat bulabildim. İlk merhaba vesilesiyle, televizyona ilk kez merhaba dediğimiz günlere kısa bir dönüş yapmak istiyorum.

Yaşım, televizyonun olmadığı günleri hatırlamama imkan vermiyor; ancak tek kanallı siyah-beyaz günlerini hatırlıyorum. İstiklal Marşı ile açılıp kapanan TRT kanalı hafızama kazınmış adeta. Sonra, eve ilk renkli televizyonun geldiği günü hatırlıyorum; ama daha da önemlisi ilk özel televizyon kanalının yayına başladığı günü. Ciddi TRT ekranından cıvıl cıvıl Magic Box Star 1 ekranına geçmiştik bir anda. O günlerin üzerinden yıllar geçti, artık televizyon kanallarını sayamaz olduk. Kanallar çeşitlendi, programlar çeşitlendi, televizyon evimizin bir üyesi haline geldi. Öyle ki izlemesek bile açıyoruz; kenarda görüntüler aksın dursun…

Her şeyin son hızla değiştiği ve tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Bu değişim ve tüketim zincirine televizyon programları da dahil. Biz daha bir trendi yakalamadan bakıyoruz yerini yenisi almış. Hatırlarsınız mutlaka; bir dönem yarışma programları istila etmişti kanalları, sonra “ev dikizleme” programları, şimdi de jürili ve ünlü isimlerin yarıştığı programlar almış başını gidiyor. Bir de dinmek bilmeyen dizi fırtınası var. Süper Baba, Şehnaz Tango, Baba Evi gibi “masum” dizilerin üzerine o kadar çok dizi çekildi ki, bu saydıklarımı asırlar önce izlemiş gibiyiz. Töre dizileri mi istersiniz, sitcom’lar mı, gençlik dizileri mi yoksa derin devlet dizileri mi? Her türde en az 3-5 örnek sayılabilir bir çırpıda. Herhangi bir kanalda, herhangi bir dizi başarılı olmaya görsün, diğer kanallarda da pıtırak gibi çoğalan benzerlerini izlemeye başlıyoruz.

Dizilerin en sıkı takipçileriyse kadınlar. Gerçi son dönemde Kurtlar Vadisi’nin oluşturduğu dizi izleyicisi erkek kitle dolayısıyla Sağır Oda, Köprü, Hacı gibi “erkek dizileri” de arttı. Ancak nasıl spor programlarını izleyen kadınların sayısı erkeklere yetişemezse, diziler için de bunun tam tersi söz konusu.

RTÜK’ün (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) “Kadınların Televizyon İzleme Eğilimleri”ni araştırdığı anketin sonuçları kısa bir süre önce açıklandı. 21 ilde 4 bin 86 kadının katıldığı anketin sonuçlarına göre, televizyondaki programlar arasında kadınlar tarafından en çok yerli diziler izleniyormuş. En çok izlenen dizinin ise ATV’de yayınlanan Sıla olduğu ortaya çıktı. Ancak ilginç bir nokta var: “Yerli dizilerde en beğenmediğiniz hususlar nelerdir?” sorusuna, ankete katılanların yüzde 35.2’si “şiddet içeren konular”, yüzde 20.1’i “töre ve ağalı konular” yanıtını vermiş. Bu ne yaman çelişki böyle demeden edemiyor insan. Yalnız beni çok daha şaşırtan bir sonuç daha var ankette: “Kadınların yüzde 45.6’sı TV izlediği için ailesini ihmal ettiğini düşünüyor”muş. Çelişkili, enteresan bir milletiz vesselam. Ancak bu anketin sonuçlarının kesin olarak gösterdiği bir şey var ki, o da televizyondaki dizi fırtınası yakın zamanda dinmeyeceği.

Bu durumda günlük hayatımızda bu kadar yeri olan diziler üzerine konuşmamak, yazmamak olmaz. Bundan böyle bu sayfalarda ağırlıklı olarak diziler ve televizyonda yayınlanan sinemalara değineceğim. Siz de paylaşmak istediklerinizi bana yazabilirsiniz elbette.

Keyifli seyirler…

Orjinal sayfanın linki: www.tum.tv
Tüm TV / Blog / 24 Mayıs 2007