Paylaşmak istediğim ne varsa…
Şehir üstüne üstüne geliyordu yine. Koşarak kaçmak istedi, “HAYIIIIIRRR” diyerek haykırmak ve koşarak kaçmak. Herşeyi boş verdi bir an, “bankaya da yetişmiyorum, derslere de gitmiyorum, bugün bir mola vereceğim herşeye” diye düşündü ve bir anda yolunu değiştirdi. Kendini iyi hissettiği, keyif aldığı, huzur duyduğu, çok sevdiği bir yere yöneldiği yüzündeki tebessümden belliydi. Bir taraftan “ben ne yapıyorum” diye soruyordu kendine, diğer taraftan da “hayır, vazgeçmeyeceğim” diye telkinde bulunuyordu…
(Devamı bir gün)
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Melis
Mart 16th, 2007 at 10:47
hayirli olsun tatlisko, bekliorm yazilarini, bana da ugra :))