Paylaşmak istediğim ne varsa…
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında,
sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa…
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol…
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa,
Al demiş;
Yüreğim sana armağan…
Sarılmış ateşle su birbirlerine, sıkıca, kopmamacasına…
Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı…
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de,
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su…
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları…
Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu…
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu,
Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını….
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki;
Ateş sudan,
su ateşten kaçar olmuş…
Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini
Sadece ateş alır olmuş…Can Yücel
18 Temmuz 2005
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz