Paylaşmak istediğim ne varsa…
Herkesin (haksız bir şekilde) kullandığı bir ifadedir ‘angut’. Birisi bir salaklık yapınca, bir laftan anlamayınca, böyle boş boş bakınca hemen ‘Angut musun?’ der günümüzün insanı…
Angutun aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir ton ‘angut!’ var ülkemizde…
Angut kuşu, eşi öldüğü zaman (yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi) gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun baş ucunda bekler…
İşte bu canlının yaptığı en büyük ‘angut’luk budur… Ayrıca bu olay bütün angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen birşey değildir. Çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz.
Hani derler ya ‘angut gibi bakmasana lan’; keşke herkes angut gibi bakabilse değer verdiklerine… Bundan sonra bazılarına ‘angut’ demeden önce bir kere daha düşünün. Bir ‘angut’ bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde…
Bu yazıyı kim yazmış bilmiyorum ama “angut” nedir bilmek isteyenlerle paylaşmak istedim. Ve belirtmeden geçemeyeceğim ki kıskandım angutların aşkını (:
24 Mayıs 2006
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz