Paylaşmak istediğim ne varsa…
Nasıl diyebilirim ki sana?
Nasıl itiraf edebilirim gerçekleri?
Başlamak ve bitirmek
Nasıl da birbirinden zordur
Kararsızlığın burgaçlarında nasıl da savrulur insan
Birkaç damla gözyaşının ardındaki gerçekler nasıl çelişir birbiriyle
Kaçıp kurtulmak ister de yapamazsın
Çaresizliğin pençesinde savaş verirken yüreğin
Duyduğun acıları dindiremezsin
Kendini kandırırsın zaman zaman
Zaman zaman da karşındakini
Üzülürsün neye üzüleceğini seçemeden
Bir gülüşe takılırsın,
Bir söze…
Ya… ya…lar takılır düşüncenin labirentlerine
Bilirsin ki çözüm değildir çözüm aramak
Zaman dersin zaman
Gösterir neyin ne olacağını
Zaman
Çaredir, ilaçtır, dermandır
Ama herşeyi zamana bırakmak
Yenilmektir, yıkılmaktır
Kızarsın karar veremediğin için
Bu ben miyim diye sorarsın kendine
Köşeye sıkışmış bir kedi gibi…
İlgi bekleyen bir çocuk gibi…
Yaslanacak bir omuz ararsın,
Onun sımsıkı sarılışına vardır ihtiyacın
Neden? Neden? Neden?
Yankılanmasını engelleyemezsin iç sesinin bu şekilde
Ne yapacağını bilemezsin
Belki de hiç bilemeyeceksin…
13 Temmuz 2005
Yazmayı sever, gerçekten bir derdi varsa anlatmak istediği, bunu konuşarak değil de yazarak daha iyi yaptığını düşündüğü için eline kalemi almayı tercih eder. Evet, kalemi; çünkü hala bir tarafı teknoloji karşıtıdır. Klavyenin tuşlarını samimi bulmaz kara kalemi kadar. Ancak günümüz koşullarında teknolojiyle de barışık olmak lazım diyerek blog da yazar. İçindeki çocukla barışık bir hayat sürer, büyümeye karşı dirençlidir. Aşka inanır, sıradanlaşmaktan korkar, gülmeyi sever, mavi tutkunudur, denize bayılır, futboldan keyif alır, Beşiktaş'ı tutar, tipik bir balıktır, kararsızdır, özgürlükçüdür...
Yorum Yaz